Yakıt sorunu
Gelecek, hem yenilenebilir hem de iklime etkisi olmayan yakıtlar kullanmaya başlamamızı gerektiriyor. Eşsiz bir projeyle, Volvo Kamyon DME’yi gerçekten uygun bir bioyakıt haline getirmeyi amaçlıyor.
S
on 15 yılı uyuyarak geçirmediyseniz, durumun şu anda ne kadar ciddi olduğunu muhtemelen biliyorsunuz: Fosil yakıtların, yani dünyanın en yaygın enerji kaynağının modası geçmek üzere. Kömür, petrol ve doğalgaz yalnızca yok olmakla kalmıyor, aynı zamanda sera etkisini tehlikeli ölçüde arttırıyor ve hem fiyat hem de güvenli teslimat yönünden sıkıntılı dalgalanmalara maruz kalıyor.
Alternatif bulmak üzere gerçekleştirilen çalışmalar hakkında da muhtemelen bilginiz var. Şu anda tüm dünyada, yalnızca iklim ve çevre dostu olan değil aynı zamanda maliyet ağırlıklı ilk geliştirme aşamalarının ötesinde yüksek enerji verimliliği ve ticari ömür sunan enerji kaynakları bulmak için çok büyük yatırımlar yapılıyor.
Bu yatırımlardan taşımacılık sektörü de payını alıyor. Volvo Kamyon’da iklim ve çevre dostu çalışma ve yatırımlar yıllardır sürdürülüyor. Bu sayede modern bir Volvo kamyon 30 yıl önceki benzer bir kamyondan 100 kat daha temiz ve yüzde 40 daha az karbon dioksit emisyonuna sahip.
Volvo Kamyon, iki yıl önce yedi farklı biyoyakıtla çalışan motorlara sahip yedi adet karbon dioksitsiz modeli piyasaya sunarak, çevre yanlısı çalışmalara önemli bir katkıda bulundu.
“Amaç, her türlü çevre dostu yakıt için gerekli teknolojiye sahip olduğumuzu göstermekti. Temel sorun, gerekli motor teknolojisinin geliştirilmesi değil, iyi ve ticari olarak elverişli alternatif yakıtların üretilmesidir” diyor Volvo Kamyon’da motor ürün müdürü olarak görev yapan Mats Franzén.
Gelecek potansiyeli olan çeşitli çevre dostu yakıtlar arasında, özellikle iddialı olan bir alternatif var: DME (dimetil eter). Ancak, bu yakıtın elverişli bir alternatif olması için büyük bir altyapı adaptasyonu gerekiyor. Diğer yandan, yakıtın döngüsünde negatif çevresel yönlerin çoğu bulunmuyor.
“DME’yi bu kadar elverişli kılan temiz yanma prosesidir. DME, yakıtın üretiminden motorda kullanımına kadar sahip olduğumuz en verimli yakıttır. Biyodizel üretimi için kullanılanla aynı büyüklükteki bir araziden elde edilen DME ile biyodizele kıyasla beş kat daha fazla mesafe kat edebilirsiniz” diyor Mats Franzén.
DME sentetik gazdan üretilir ve motorda yakıldığı zaman yalnızca su ve karbon dioksit yayar. Bu da, kimyasal bakımdan egzoz gazlarının tamamen temiz olduğu anlamına gelir. Günümüzde, öncelikle sprey kutularında itici gaz, çakmaklarda yakıt ve plastik üretiminde temel kimyasal olarak kullanılmaktadır.
Ancak, Mats Franzén’in de vurguladığı gibi Volvo Kamyon’un geleceğin biyoyakıtı olarak DME ile ilgilenmesinin öncelikli nedeni temiz egzoz gazları değildir.
“15 yıl önce bu konuları düşünürken, egzoz gazının kalitesi çok farklıydı. Euro 5 motorlar sayesinde, hem partiküller hem de azot gazı bakımından sıfır emisyona yaklaşmaya başlıyoruz. DME üzerine odaklanmamızın öncelikli nedeni hava kalitesini geliştirmek değil, CO2-nötr taşımacılığa yönelik çalışmaktır”.
Sentetik gaz, doğalgazdan veya ormancılık sanayisinin bir yan ürünü olan enerji bakımından zengin siyah likörden üretilebilir. Volvo Kamyon’un çevre dostu yakıtlara odaklanmanın parçası olarak izlediği süreç karbon dioksitsiz yakıtlara yönelik olarak başladı.
İsveç enerji ajansı, Danimarkalı kimya şirketi Haldor Topsoe, yakıt devleri Total ve Preem, aynı zamanda çevre dostu yakıt üreticisi Chemrec ile benzersiz bir Avrupa Birliği projesinde biraraya geldiler. Böylece ormandan kamyon motoruna kadar sorunsuz işelyecek bir DME süreci için iklim için optimize edilmiş bir altyapı geliştirme çalışması başladı.
Mats Franzén konu ile ilgili olarak “Volvo’da bu konu hakkında uzun süredir konuşuyoruz ve artık daha somut adımlar atmaya başladığımızı hissediyoruz” diyor ve şunları ekliyor:
“Volvo Kamyon’da bize düşen görevin bir parçası olarak, sistemin amaçlandığı gibi çalışması için dizel motorlarımızda bazı ayarlamalar yapmamız gerekecek. Oda sıcaklığında bir gaz olan DME’yi sıkıştırarak sıvı formuna dönüştüreceğiz. Bu da teknolojinin verimli şekilde çalışması için, motorun yakıt besleme sisteminde ek contalar gibi değişiklikler gerektirecek.”
Eylül ayında başlayan ve toplam 4 yıl sürmesi planlanan proje çerçevesinde, 14 test aracı üretilecek ve İsveç’in farklı bölgelerinden seçilen müşteriler tarafından kullanılacak. Ürün geliştirme sürecinin bir parçası olarak, kamyonlar, DME’nin normal trafik koşullarında nasıl çalıştığını belirlemek amacıyla tam bir kontrolden geçirilmek üzere düzenli olarak servise getirilecek.
Bu proje, her yıl çevre dostu yakıtları geliştirmeyi amaçlayan çeşitli benzer projelere destek veren AB için şu anda “yakıt geliştirmede” en çok gelecek vaat eden projelerden biridir.
AB Komisyonu’nda enerji sorunları müdürlüğünün enerji araştırma birimi başkanı Kyriakos Maniatis: “DME, temiz bir yakıt olduğu için ümit verici. Sorun ise, yaygın kullanım için önemli bir yatırım gerektirmesi. Volvo Kamyon, günümüzde bu alandaki gelişmelerin öncülüğünü yapıyor; bu deneme başarılı olduğu takdirde diğer araç üreticilerinin de onu takip edeceğinden eminim” diyor.
Yakıt üreticisi Chemrec de bu projede büyük potansiyel görüyor. Şirket, DME yakıtını Piteå’daki gazlaştırma tesisinde üretecek. Seri üretimde mümkün olan en yüksek verimliliği sağlamak için, DME tesisi sahada önceden mevcut olan kağıt hamuru fabrikasına entegre edilecek.
“Siyah likörü bu fabrikalardan alıyoruz. Sentetik gaz kullanarak, sodyum hidroksitin içerdiği serbest bırakılan biyokütleyi yakıta dönüştürüyor ve ardından sodyum hidroksitte bulunan pişirme kimyasallarını geri veriyoruz. Bu, çok yüksek verimlilikle çalışan kapalı bir döngüdür. Yakıt, optimize edilmiş bir dizel sisteminde kullanıldığında, genel sonuç özellikle yüksek bir verimlilik derecesi sunar” diyor Chemrec’te satış direktörü olan Patrik Löwnertz.
Yakıt üretimi için siyah likör kullanımının kağıt hamuru sanayisinde üretime herhangi bir masraf eklemeyeceği vurgulanıyor. Günümüzde kağıt hamuru imalat tesislerinde ısınma ve diğer amaçlarla siyah likör kullanılıyor; ancak, gelecekte aynı amaç için dalların, köklerin ve diğer geleneksel atık maddelerinin kullanılması bekleniyor.
Yakıtı Piteå’dan dağıtacak olan ve projenin bir parçası olarak İsveç’in farklı bölgelerinde dolum istasyonları kurmakta olan petrol şirketi Preem de DME’nin bir yakıt olarak uzun vadeli elverişliliğine inanıyor.
“Geleceğin biyoyakıtlarının karşılaması gereken beş kriteri belirledik: İklime büyük ölçüde faydalı olmak ve yüksek enerji verimliliği sunmak, ayrıca besin üretimine, insan haklarına veya biyolojik çeşitliliğe zarar vermemek. DME tüm kriterleri kolaylıkla karşılıyor” diyor Preem iş geliştirme direktörü Gyda Refslund ve şöyle devam ediyor:
“Altın bir yumurtanın üzerinde oturuyor gibiyiz; emisyonu önemli ölçüde azaltmaya başlamak için bunu tüm dünyaya duyurmak bizim görevimiz!”
Volvo Kamyon için, hedeflenen piyasa öncelikle İskandinavya. İlk aşamada, uzun mesafe taşımacılığının büyük bir kısmına sahip nakliye şirketleri temel hedef grubunu oluşturuyor.
“Bu TEKNOLOJİYİ çok yakıt tüketen uygulamalarda, tercihen iki vardiyalı uzun yol kamyonlarında kullanmak istiyoruz. Bu kamyonlar her zaman ağır yük taşıyor ve nadiren park halinde veya rölantide kalıyor. İlk olarak bu nakliyatları CO2 nötr çözümlerle değiştirmek istiyoruz” diyor Mats Franzén ve ekliyor:
“Ayrıca, yakıtın bulunduğu yer olduğu için İskandinavya’ya odaklanmayı seçtik. Bu yolda ilerlersek, buradan yavaş yavaş büyüyebiliriz. Ancak en önemlisi, bir yandan yakıt üretimi için beklerken, diğer yandan satış sonrasının değişikliğe ayak uydurmasını sağlamak zorundayız.” ■