YayIn tarİhİ 2009-03-10

Rekabet mi, işbirliği mi?

Kamyon, gemi ve tren – Avrupa yollarında çevre ve trafik sorunlarına yönelik olarak, taşımacılık türleri arasında daha fazla koordinasyon kurulmasına yönelik talepler giderek artıyor.

O

rtalama bir Avrupalıya “trafik sıkışıklığı” sözünü açtığınızda büyük olasılıkla kendinizi siyaset, çevre ve evle iş arasında kaybedilen saatlerle ilgili hararetli bir tartışmanın ortasında bulursunuz. Avrupa’nın büyük kentlerinin içinde ve dışındaki 7.500 kilometrelik yollarda – kıtanın bütün yol ağının yaklaşık yüzde 10’u – meydana gelen kronik trafik sıkışıklıkları olağan bir durum.

Ekonomiler büyüyüp nüfus arttıkça trafik sorunları da büyüyor. AB, mevcut yetersiz altyapıyla ilgili bir şeyler yapılmadığı takdirde, trafik sıkışıklığının yarattığı maliyetin 2010’a kadar yılda 80 milyar Avro’yu geçeceğini öngörüyor. Çevresel açıdan bakıldığında, durum şimdiden oldukça endişe verici: AB Komisyonu’nun 2003 yılında hazırladığı “Kavşaktaki AB” başlıklı bir rapora göre, bugün AB’deki karbondioksit emisyonlarının yaklaşık üçte biri ulaşım sektöründen kaynaklanıyor.

Bu durum, hem AB Komisyonu’nu hem de bir dizi özel kuruluşu tren ve denizyolu taşımacılığının kapsamını gözden geçirerek Avrupa’nın ulaştırma sektörü için yeni gelişim alanları oluşturma fikrine yöneltti.

“İntermodal taşımacılık” – ürünlerin tüm Avrupa içinde taşınması için tren, gemi ve kamyonların kombine kullanımı – son zamanlarda sektörün üzerinde sık durduğu bir kavram oldu. Göteborg Chalmers Teknoloji Üniversitesi entegre taşıma sistemleri profesörü Kent Lumsden: “Avrupa’da demiryolları da dahil olmak üzere hacimlerin düzenli olarak arttığını görüyoruz. İntermodal taşımacılık alanında bugün birkaç yıl öncesine göre çok daha fazla oyuncu hizmet sunuyor” diyor.

Bu eğilim, artan yakıt fiyatları ve otoyol vergileri ile taşımacılık sübvansiyonları gibi doğrudan siyasi girişimlerle de güçleniyor. Taşımacılık sübvansiyonları arasında en önemlisi, AB Komisyonu’nun AB içinde deniz ve demiryolu taşımacılığına kaymayı desteklemek amacıyla başlattığı milyarlık “Marco Polo” projesidir.

Öte yandan, karma  taşımacılık uygulamalarının artmasının hem ekonomi hem de çevre açısından yararları konusundaki genel fikir birliğine rağmen, hala birçok kişi bu yöntemin teşvik edilmesinin uygulamada ne kadar kolay olabileceğini sorguluyor. Tüm taşımacılık yöntemleri yapı ve kapsamları bakımından farklılık gösteriyor ve hepsi de yapılarından kaynaklanan sınırlama ve sorunların kurbanı oluyor:

Denizyolu yüksek kapasiteli ve sınırsız alan sağlayan bir taşımacılık yöntemi olmakla birlikte, limanlarda yükleme işi zaman ve büyük ekipmanlar gerektiriyor.

Demiryolları yüksek enerji tasarrufu sağlayan, çevre dostu bir yöntem olmakla birlikte, geniş ölçekte işlevsel olabilmesi için kapasitenin önemli ölçüde arttırılması gerekiyor.

BasIlI dergİyİ PDF olarak İndİr
Ülke seçİn Volvo Kamyon Türkİye Telİf & gİzlİlİk